ALLAH'IN
DAĞLARI
Dünyanın gürültüyle
içine düştüğü güruhlar savaşının
unutulmuş cephesi Kafkasya'ya dair yazılmış ciddi
eserlerin yetersizliği, var olanların da okuyucuya
ulaşamaması sıkıntısı en büyük eksiklik... Kafkasya
bölgesinde yaşanılan siyasi çalkantılar, nüfuz
savaşları ve insani trajediler, uluslar arası düzlemde
yeteri kadar tartışılmadığı için bölge dünya aydınları
için hala bir muamma olma özelliğini koruyor.
Bölgede bugün yaşanan sorunların sağlıklı tahlili ve
gerçekçi çözüm önerilerinin sunulması için sağlam bir
tarih ve kültür envanterinin çıkarılması kanaati
muhtelif yazarlar tarafından sıklıkla belirtirken bu
envanterin ancak bu bölge aydınları tarafından
hazırlanabileceği önyargısı da biz Kafkas kökenli
yazarların dile getirdiği bir tespitti. Kafkasya'nın
dışarıdan bakan bir göz için bütünüyle mahrem olduğu
esasen boş bir kanı da değil. Bu bölge ancak
Kafkasyalılar tarafından anlaşılabilir bir takım
girift özgünlükler sergilemektedir. Dünya dillerinden
apayrı bir yerde duran dil grupları, benzersiz bir
özgünlük sunan kültür, karmaşık etnik ve sosyal yapı,
insanlığın ilk çağlarına ulaşan mitoloji, farklı dini
yaşam ve kendine özgü din algısı Kafkasya'yı içinden
çıkılmaz bir labirente dönüştürmektedir. Dolayısıyla
Kafkasya konusunda yazılmış tüm eserlerde temel
sorunların dinamiklerine inmeyen, sağlıklı çözüm
öngörmeyen yüzeysel bir bakışın analizlerini
gözlemlenmektedir.
Bu kanaatin bir istisnasının var olduğunu müjdelemek
benim için son derece sevindirici bir gelişme. İngiliz
gazeteci ve yazar Sebastian Smith tarafından kaleme
alınıp Londra'da 2001 yılında basılan Allah's
Mountains adlı eser Sabancı Üniversitesi Yayınları
tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Son derece
başarılı bir şekilde Türkçe'ye kazandırılan eserin
çeviri emeği Hadiye Nugay'a ait.
Eser hala süregelen Çeçen kıyımının günlüğü olma
özelliği bir yana, bölgeye ilişkin çok ciddi analizler
de içermekte. Her yönüyle Kafkasya bilmecesine dair ip
uçlarının sunulduğu eser hem günümüze hem de bugün
yaşanan karmaşanın dinamiklerini ortaya koyması
açısından son derece dikkat çekici. Sebastian Smith,
Kafkasya labirentini bir bütün olarak ele alma
becerisini göstermiş. Tüm Kuzey Kafkas halklarının
ortak özelliklerini ve birbirinden ayrıldıkları
noktaları çok ciddi bir şekilde gözler önüne seren
eseriyle Kafkasya konusunda, başta Avrupa yazını olmak
üzere tüm dünya vicdanına silinmez bir şerh koyuyor.
Kafi derecede insaftan ve sağlıklı ölçüden yoksun
olmakla suçladığımız oryantalist nazarın dışında
değerlenmesi gereken bu eser Kafkasya konusuyla
ilgilenen strateji merkezlerini yönlendirme etkisine
sahip. Esasen yazar Sebastian Smith'in yazı ciddiyeti
bir gazeteciden çok bir haber alma örgütü mensubunun
hassasiyetini yansıtıyor. Kendisini ateş altındaki bir
coğrafyada ölümü göze alarak gözlem yapmaya sevk eden
sebep ne olursa olsun önce bir Kafkasyalı olarak, daha
sonra bölgeyle ilgili envanter eksikliğinden yakınan
bir yazar olma sıfatıyla hakkını vermek için bu
insaflı kaleme ve çevirmene minnet borcu da bizim
sorumluluğumuz.
HULUSİ
ÜSTÜN