K

a

j

a

n

s



k

a

f

k

a

s

  AJANS KAFKAS
   BUGÜNKÜ  KAFKASYA
   ANALİZ
   DİASPORA
   KÜLTÜR
   TARİH
   KAFKAS KİTAPLIĞI
   LİNKLER
   E-MAİL
 
   ANA SAYFA
   

EY ÖZGÜRLÜK DUYDUĞUN KALBİMİN VURUŞLARIDIR

Atila Doğan


"Yol ve şarkıdır nasibi yiğit olanın,
Ne yolun sonu vardır ne şarkının"

(Resul Hamzatov, Benim Dağıstanım)


Dağlarımızdaki aşkın ve isyanın, namlu gibi adamların ağızlarında biriktirdiği intikamın, ateş gözlü kadınların ve onların kucağına düşen yıldırımların, doruklardan süzülen kartalın ve onun çığlığının, karanlığın ve karanlığı yırtan ışığın, stanitsalardan kız kaçıran atların ve onların nal seslerinin, biçareliğin ve dahi çarenin ta kendisiyiz biz. Sahipsiz, terk-i diyar eylemiş bir kalbin son vuruşlarıyız biz.

Rumpa tikiti rakta tikiti. Rumpa tikiti rakta tikiti. Heeyyy Naagost!

Duyduğun kalaşnikof tarrakası değil. Kalbimin vuruşlarıdır. Akrebin, yelkovanın, önünden kaçan saniyenin tıkırtıları değil. Kalbimin dokunuşlarıdır.

Sabrın saçlarına yapıştık biz, analarının memelerine yapışan bebeler gibi. Tırnaklarımız çekilirken, inanmadığımız yalanlar uğruna, dilimizi ısırdık, bağırmadık. Gemilerden kara kara denizleri boylarken, vagonları balık istifi doldururken inlemedik, baş eğmedik biz. Demirden ökçeler çiğnerken ciğerimizi, söylediğimiz dağlarımızdaki aşkın ve isyanın şarkısıydı.

Rumpa tikiti rakta tikiti. Rumpa tikiti rakta tikiti. Heeyy Naagost! Bu çalan doli değil. Tok ve kendinden emin; Kalbimin ayak sesleridir. Menzile doğru bir kervan değil, kalbimin vuruşlarıdır.

Nikaragua'nın başkenti Managua'ymış bana ne. Son yılların en sert kışı yaşanıyormuş Kuzey Rusya'da, umurumda mı? Bırakın pilot balinalar topluca intihar etsinler, Atlas Okyanusu kıyılarında. Kim engelleyebilir ki, onları? Aborjinler kedi etine mecbur kalmışlar, olsun. Okinawa'daymış en uzun ömürlü insanlar. Çok da aldırmıyorum. Hatta en az onlar kadar aldırmıyorum. Oysa ben biliyorum, en kısa ömürlülerin nerde olduğunu. Oysa ben...

Rumpa tikiti rakta tikiti. Rumpa tikiti rakta tikiti. Heeyy Naagost! Duyduğun kastanyetlerin takırtısı değil kalbimin atışlarıdır. Balıkçılar ağ atmıyor sakin sulara. Motor gürültüsü değil, kalbimin vuruşlarıdır.

Hep duyduğun, hep duyacağın şarkının bestesi de bizim güftesi de. Onun kitabını biz yazdık. Zeus bile yetişemedi ardımız sıra, biz ısıttık karanlığı ve geceyi. Damarlarımızda çağlayıp kükreyen vuruş, bir selam verip usulca yitiş, mızrap da tel de külliyen biziz. Zamanın imbiğinden süzülüp geldik, gayri gitmeyeceğiz. Çünkü dağlarımızdaki aşkın ve isyanın şarkısıyız biz....

...............................................o.......................................


Tut ki ben O'yum. Dağlarımızdaki aşk ve isyan. Gelmişim, kapına dayanmışım. Tut ki ben baharım, kışın bekleyip bekleyip de sel gibi salıverdiği koynundan. Say ki, pıtrak gibi çoğalıp açıveren gelinciğim, kan kırmızı, uçsuz bucaksız. De ki, sen O'sun. Dağlarımızdaki aşk ve isyan.

Geldiğimde,hür ve muzaffer,
bir yer aç bana.
Geldiğimde,yorgun yaralı ama mutlu,
gülücükler saç bana.
Kalkıp,
orta şekerli bir kahve yap bana.
Eteklerini rüzgara vererek,
bir uçurtma gibi koş bana.
Geldiğimde,gözlerinin yerine,
yüreğinle bak bana.

Rumpa tikiti rakta tikiti. Rumpa tikiti rakta tikiti. Heeyyy Naagost!
Duyduğun kalbimin vuruşlarıdır.
Ey özgürlük, duyduğun kalbimin vuruşlarıdır, yalınkılıç sana koşan...

Görüş ve önerileriniz için
Anasayfa | Kafkas Vakfı | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | Kafkas Kitaplığı |Resim Arsivi | Linkler |Perspektif