ZAWER DXOE-IM
SAVAŞA HAYIRIN ÇERKESÇESİ!

Ben bir Çerkes'im... Artık adı bile çoklarının
hafızasında yer etmez olmuş, çepe çevre dünyanın her
köşesine dağıtılmış bir halkın çocuğuyum. Geçmişin
acılarının üzerine yeni bir gelecek kurmakta zorlanan,
bir ulusun ferdiyim. Türk'e birlikte yaşama
becerisini, Çinli'ye lokal kalma ayrıcalığını, zenciye
itaati, Arap'a belagati, Rum'a işreti, Çingeneye dans
etme kabiliyetini, Ermeni'ye taşa hükmetmeyi,
İngiliz'e bencilliği, peygamber İshak'ın oğullarına
ticari dehayı diğerlerinden daha fazla bahşetmiş olan
tanrı benim soyumu savaşın her türlüsünü yaşama
ayrıcalığıyla yaratmış.

Burada 'ayrıcalık' kelimesi yerine bir başka söz
bulunamadığı için kullanılmıştır. Şairlerin
sevdalarını bile dile getiren sözcükler, halkımın
acısını anlatmakta hep kifayetsiz kalır.
Ben bir Çerkes'im. Heredot'un anlatılarında, Mısır
papirüslerinde, eski ve yeni ahitte, Dede Korkut
öykülerinde, Nart destanlarında, Rus, Osmanlı, İngiliz
ve Fransız arşivlerinde bizim savaşlarımızla ilgili
kayıtlar var.

Spartalılar'ın ordusunda yardımcı kuvvettik. Kadeş
savaşında taraftık. Cengiz Han'a karşı Derbent
geçidinde savunmadaydık. Abbasi'de, Emevi'de,
Memluk'te ve Osmanlı'da paralı askerdik. Yavuz'a karşı
Mercidabık'ta, Napolyon'a karşı Akka savunmasında,
Budin'in fethinde, Plevne müdafasında, Kırım
önlerinde, Sarıkamış'ta, Çanakkale'de, birinci ve
ikinci dünya harbinde, Leningrad içlerinde, Kunuri'de,
Golan'da, Türkiye'nin doğusunda bizler de vardık. Hem
başkalarından daha önde, hem başkalarından daha
etkili.

Dünyanın hiçbir ucu yok ki bir Çerkes'in mezarı
olmasın. Ölümü biz başkalarından daha farklı bir
umursamazlıkla kabullendik nedense.
Ve anayurdumuzda hesapsızca girdik savaşın içine.
Thaçağ'da, Taman'da, Tuapse'de, Ahulkoh'da, Vedeno'da
vuruştuk Grozni'de hala vuruşuyoruz. Tanrının bize
savaş konusunda bahşettiği ayrıcalığın farkındaydık.
Güveniyorduk kendimize ve verimli topraklarımızdan,
uçsuz bucaksız mısır tarlalarımızdan daha çok savaş
alanlarını seviyorduk. Onurluyduk, gururluyduk,
mağrurduk, becerikli ve güzeldik.
Ben bir Çerkes'im ve bu yüzden, sırf bu yüzden savaşı
sizden daha geniş algılıyorum.
. . .
Yeni bir savaşın eşiğinde duruyor dünya ve ortalık
toz duman. Cepleri ve cüzdanları konusunda endişeli
olanlar global bir terör tehlikesini bahane ediyor ve
bir ülkenin üzerinde savaş planları yapılıyor.
Gelişmiş savaş teknolojisinden, bombalardan, kimyasal,
biyolojik ve nükleer silahlardan bahsediliyor. Çakal
entellektüeller, günahkar gazeteciler, berbat
politikacılar, onursuz savaşçılar yeni bir savaş
senaryosu yazıp ortaya koydular. Herkes karınca
kaderince bu savaşın bir yerinde olmak için gayret
sarf etmekte pek mahir nedense. Boğazlanan bir koyunun
başına üleşen toplayıcılar gibi pay istiyorlar. Birisi
savaş sonrası yıkılan ülkenin alt yapı işlerini
almaktan bahsediyor, diğeri iletişim hizmetlerini
üstlenmekten, bir başkası petrol gelirlerinden pay
almaktan.

Evet biz yer yüzünün her bir köşesinde şu ya da bu
sebeple savaştık ama bu hiçbir zaman bizim tercihimiz
olmadı. Ve ben bunca yüz yıl sonra savaşan dedelerim
adına çaresiz bir pişmanlık duyuyorum. Savaşmasaydık,
savaşmama tercihi tanınsaydı dedelerimize de biz var
olsaydık ve insanlara yaşam karşısındaki duruşumuzu
gösterseydik. Keşke bize bu fırsat tanınsaydı.
Artık maddeye her şeyiyle hükmediyor insanlık.
Dünyanın sınırları dışına çıkıyor, bir kalbi bir başka
vücuda naklediyor. Bilmem kaç dakikada bilmem kaç
kilometre hızla yer değiştiriyor, ceplerindeki
aparatçıklarla dünyanın bir ucundaki sevgilisine hal
hatır soruyor, gen kopyalıyor, chat yapıyor. Ama hala
bir vahşi gibi, bir cani gibi, bir ilkel adam gibi
savaşıyor, öldürüyor. Halbuki " Kısas gerekmeyen tek
ölüm aşk yüzünden olandır!" demişti Endülüslü şairler.

Devlet denilen yapılanmanın işlediği en büyük, en
kaba, en çirkin günah savaştır. Tıpkı insanın
işleyebileceği en büyük günahın cinayet olması gibi.
Her dildeki en kötü sözcük savaştır ve annelerin
doğurduğu en kötü çocuklar başkalarının çocuklarını
öldürenlerdir.

Sermayesini dert edinen kapitalistler, devrim için
savaşanlar, savaşı vaazlarında telkin eden din
adamları, çiftini çubuğunu bırakıp savaşa giden köylü
çocukları, uçak mühendisleri ve pilotlar, meşru bir
evliliğin çocuğu olanlar ve olmayanlar. Size savaşma
hakkını kim verdi? Sorgulayın.

Zenciler ve beyazlar, Latinler ve melezler, sivil
hayatta bas gitar çalanlar, sağcılar, solcular,
dinciler, dinsizler, ekolojistler, anarşistler,
sosyalistler ve nasyonalistler... Sahip olmanız
gereken tek ortak fikir savaşa karşı durmaktı. Savaşa
hayır demekti, başka insanların yaşam hakkı bizlerin
ideolojilerinden, partilerinden, ceplerinden daha
kıymetli olmalıydı. Siz yeryüzünde şu ya da bu nedenle
bozgunculuk çıkarmaktan yanaysanız ne dininizin, ne
ideolojinizin, ne sahip olduğunuz başka değerlerin
tanrı katında kıymeti olmayacaktır.
Başınızı kaldırın elinizin altındaki silahların
kullanma kılavuzlarından, strateji hesaplarından
sıyrılın ve bakın tarihe... Hangi savaş dünyaya
esenlik getirdi, hangi savaş iyi oldu, hangi savaş
düzenledi bir şeyleri. İşte Nagazaki, işte Grozni,
işte Kabil, işte Kudüs, işte Şırnak...
Başınızı kaldırın kirli para destelerinden, medya
magazinden, iğrenç pornografiden, borsa
spekülasyonlarından. Parti tüzüklerinizi, kanun
kitaplarınızı bir kenara koyun ve bir Iraklının, bir
Çeçenin de ölürken acı duyduğunu hesap edin.
Başkalarının annesinin de sizin anneniz kadar
evladına düşkün olduğunu düşünün artık. Başka
insanları da sizin tanrınızın yarattığını anlayın.
Başka çocukların da babalarını güçlü görmek
istediğini, başka delikanlıların da geleceğe dair
beklentileri olduğunu görün artık.
Savaşı öğen yazarlar... Yeni dünya teorisyenleri...
Savaş isteyen politikacılar... Tonlarca bombayla uçan
kanatlı ölüm meleklerinin pilotları... yaşı henüz
yirmi beş olan delikanlılar... Yaşayıp yapılacak o
kadar çok güzel şey var ki...
. . .
Ben bir Çerkes'im... Dağlı savaşçıların ve dağlı
kadınların torunuyum. Damarımda şeş cihette vuruşmuş,
öyküsü yazılmamış, adı unutulmuş süvarilerin kanını
taşıyorum. Tanrının bana maya kıldığı topraklardan
uzağım.

Ben bir Çerkes'im... Bu yüzden deliliğim,
delişmenliğim, candanlığım, soğukluğum, açıklığım,
ketumluğum bu yüzden...

Ben bir Çerkes'im... Bu yüzden çakalların başına
üşüştüğü topraklara ölüme giden canlı kalkanlar
karşısında saygıyla eğilmem, onların arasında
olmadığım için üzülmem. Onların tanrının sevecen
bakışlarla baktığını görmem bu yüzden.

Ben bir Çerkes'im... Tarihimle, şu anki varlığımla,
beni ben yapan her şey ve beni eksik bırakan bütün
mahrumiyetlerimle yirmi birinci yüz yılın yamyamlığına
soyunan dünyalılara sesleniyorum. Yaşamak için
yaratıldı herkes! Hayat, bir metal parçasının ucunda,
bir bomba dumanının içinde sona ermeyecek kadar
kıymetlidir. Bir batılıya, bir doğuluya, bir Çeçen'e,
bir Iraklıya, Bir Rus'a ve bir Amerikalıya ait olması
hiçbir şeyi değiştirmez...

Hulusi Üstün

 

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arşivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler