|
TRAKYA
YÖRESİNDE ÇERKES YERLEŞİMİ
Osmanlı'nın
son dönem iskan politikasını incelediğimizde gördüğümüz
şudur ki, öncelikle yeni gelen insanların yerleştirildikleri
yerde demografik yapıyı kendi lehlerine bozmaları istenmemiştir.
Dolayısıyla 1864 sürgününde Osmanlı topraklarına hicret
eden 2 milyon civarındaki Çerkes, imparatorluğun değişik
bölgelerine bilinçli olarak dağıtılmıştır. Gittikleri yerdeki
etnik ve dini yapıyı bozmamaları, ekonomik hayatı canlandırmaları
ve uzun vadede yerli halk arasında erimeleri sağlanacak
biçimde iskan edilmişlerdir.
Bu kaygılarla göçün ilk döneminde asıl iskanın Balkanlara
yapılmak istendiği, özellikle Çerkesya'nın kıyı kabilelerinden
hicret eden insanların Tuna boyları, Selanik, Kosova ve
Manastır vilayetlerine yerleştirildiği bilinmektedir. İskanın
bu bölgelere yapılmasının amacı hızla milliyetçilik cereyanının
etkisine kapılan gayrimüslim Balkan uluslarına karşı bir
Müslim güç dengesi kurmaktı ki bu büyük ölçüde başarılmıştı.
Çerkesler Balkanları terk ettikleri tarih olan 1879'a kadar
bu coğrafyadaki Müslüman halkın hamisi konumunda olmuşlardı.(1)
Gittikleri
her yeri derinden etkileyip sonra sessiz sedasız ortadan
kaybolan Çerkes halkının Balkanlar'daki son canlı kalıntısı
1998'de Kosova'dan ayrılıp Adıgey'e yerleşen iki köy ahalisinden
ibaretti. Fakat genelde Balkanlar, özelde Trakya'yı ele
alıp incelediğimiz vakit sürgünün bu bölgelere savurduğu
insanların izlerine hala rastlamanın mümkün olduğunu görürüz.
Romanya parlamentosunda Dobruca bölgesi temsilcisi olan
Metin Çerkes adlı parlamenter, Bulgaristan'da Türk azınlık
arasında yaşayan Çerkes soyadlılar, İskeçe bölgesindeki
Türk köylerine birer ikişer savrulmuş olan aileler bölgedeki
son izler ve son isimlerdir.
Esasen
İstanbul ve Trakya'daki Çerkes varlığı muhaceret yıllarından
çok önceye dayanmaktadır. Osmanlı hanedanına sıhriyet yoluyla
akraba olan Çerkes ailelerin İstanbul'a yakın olması hasebiyle
Trakya civarına yerleştirildikleri bilinmektedir. Ayrıca
saraylı Çerkes kadınlarının bu bölgeden çiftlikler satın
aldıklarını biliyoruz. Nitekim Silivri'ye bağlı Kadıköy,
Beyciler, Gümüşyaka köyleri saraya mensup kadınlardan satın
alınmış yerleşim yerleridir. (2) Yine Silivri'ye bağlı Alipaşa
köyü (Çerkesçe adı Yapaje) Sultan Abdülaziz'in eşi Neş'erek
Kadın'ın babası olan Zevş Barakay İsmail Beye 1860'ta verilmiş
ve bu köyden denize kadar uzanan çok geniş bir arazi Zevş
ailesine ihsan edilmiştir. Bu köyde yakın zamana kadar canlı
olan Çerkes kültürü son zamanda çözülmüş ve yerleşik aileler
dağılmıştır. Mevcut mezar taşlarından okunabildiği kadarıyla
bu köyde yaşayan Çerkesler Zevş, Gogen, Hunç gibi tanınmış
Ubıkh aristokratlarındandı ve aralarında Abzakh veya Natkhuaç
aileler vardı. (3)
Yine
Silivri'ye bağlı Değirmenköy beldesi yakınlarındaki metruk
vaziyetteki Kınıklı köyü (Çerkesçe adı Kanukhabl) Şapsığ
yerleşimin olduğu bir köydü. Kurtuluş savaşı sonrası bu
köyde yaşayanlar Ethem Bey taraftarı oldukları gerekçesiyle
dağıtılıp sürülmüşlerdir.(4) İlgili kaynakta bunların Yunanistan'a
kaçtıkları iddia ediliyorsa da gerçeklerden uzak olduğu
aşikardır. Bu köyün dağıtılması neticesinde halk Istranca
bölgesindeki köylere yerleştirilmiştir.
Kurtuluş
Savaşı yıllarında Trakya Çerkeslerinden bir çok asker kaçağının
bölgede eşkıyalık yaptığı ve bazı ailelerin padişah yanlısı
olduğu için milli mücadele saflarında yer almadığı gerekçesiyle
savaşın akabinde yaşadıkları köylerden çıkartıldıkları,
asker kaçaklarının Balkan ülkelerine sığındığı bölgede anlatılagelen
olaylardır. Bu tarz söylenceler özellikle Şarköy-Mürefte
bölgesinde yaygındır ve söylencelerin konusu olan şahısların
Biga yöresinden gelen Ahmet Anzavur taraftarları olması
kuvvetle muhtemeldir.(5)
Çatalca'ya bağlı İzzettin köyü de Kurtuluş savaşına kadar
Tatar ve Çerkesler'in bir arada yaşadıkları bir yerleşim
yeriydi. Çerkesköy ve Hayrabolu yakınlarındaki Çerkesmüsellim
kasabaları da nüfusunun ekseriyetini Çerkesler'in oluşturduğu
yerleşim yerleriydi. Ağustos 1874'te bu bölgedeki Çerkes
kölelerin ayaklandığı, beylerini esir aldıkları ve ancak
devletin aracılığıyla ayaklanmanın bastırılabildiği bilinmektedir.
Kayıtlarda bu ayaklanma sonucu 250 araba dolusu kölesinin
azat edildiği yazılmaktadır ki bu sayı bu yöredeki Çerkes
nüfusu hakkında fikir vermektedir. (6)
Günümüzde Trakya'da Çerkes kültürüne ait canlı kalıntılar
silikleşse de hala çeşitli bölgelerde Çerkes olduğunu hatırlayan,
ailesine ve geçmişine dair bilgileri olan insanlara rastlanmaktadır.
Dilleri konusundaki bilgileri ise Çerkesçe'nin s ve ş harflerinin
ağırlıkta bulunduğu bir dil olduğudur.
Hulusi
Üstün
m@il: Margusey@yahoo.com
|